Neden Lik Oluyoruz? Portföy Yönetimi ve Trader Psikolojisi

Arkadaşınızdan veya çok sevdiğiniz bir fenomenden “X” coin’inin yakın zamanda çok büyük yükselişler yaşayacağını duydunuz. Önce “Almalı mıyım, almamalı mıyım?”, devamındaysa “Ne kadarlık alım yapmalıyım?” soruları aklınızda canlanmaya başladı. Alım yapmaya karar verdiniz ve tüm paranızı o anda o pariteye yatırdınız, belki de kaldıraçlı işlem açtınız. Sonrasındaysa ilgili parite düşmeye başladı ve paranız çok büyük değer kaybetti. Hatta kaldıraçlı işlemdeyseniz sıfırlandı.
Bahsettiğim senaryoyu birçok kişi yaşamıştır. Peki neden insanlar bakiyelerinin tamamını tek bir pariteye yatırmaya bu kadar istekli? Parçalı alım yapmak neden birçok kişi için oldukça zor? Lik olduktan sonra neler yaşıyoruz? Bu durumlardan nasıl kurtulabiliriz?
Portföy yönetimi mi yoksa oyundan çıkmak mı?
İnsanların kasalarının tamamını tek bir pariteye yatırmasının veya lik olmasının en büyük nedenlerinden bazıları finansal okuryazarlıklarının olmaması, aceleci davranmaları ve FOMO’ya kapılmalarıdır. Büyük ustaların söylediği gibi birincil amacımız daima oyunda kalmak olmalı. Bu yüzden portföyümüzü kontrollü bir şekilde yönetmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Bunun için de finansal okuryazarlığımızı artırmamız mühim.
Klişe olsa da etkili olduğunu düşündüğüm yumurta sepeti örneğini ele alalım. Eğer yumurtalarınızı tek bir sepete koyarsanız ve sepet delikse tüm yumurtalarınızı kaybedersiniz; öte yandan birden fazla sepetiniz olursa sepetlerden birinin delik olması durumunda en fazla birkaç yumurta kaybedersiniz. Portföyümüz için de aynı mantıkla hareket etmemiz gerekmektedir.
Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videodan ve podcastlerden yararlanabilirsiniz:
Evrimsel eğilimlerimizin kararlarımıza etkisi
İnsan beyni en az çabayla maksimum faydayı elde edecek şekilde programlanmıştır. Bundan dolayı birçoğumuz hiçbir çaba göstermeden (Yalnızca başkalarının söylemleriyle) en kısa sürede zengin olmayı amaçlıyoruz. Fakat finansal piyasaların mantığı böyle çalışmıyor. Hiçbir finansal ürünün garantisinin olmadığını, özellikle kripto paraların %90’ından fazlasının altının tamamen boş olduğunu ve dikkatli bir şekilde hareket edilmesi gerektiğini daima hatırlamalıyız.
Ben bazı zamanlar eskiden çok büyük olan ama şu an hiçbir değeri kalmayan şirketlerin grafiklerini izlemeyi seviyorum (Nokia, Blackberry gibi). Sizlere de benzer bir uygulamayı önermek isterim çünkü ne kadar büyük olursa olsun şirketler doğar, büyür ve ölürler. Özellikle yenilikleri ve güncel trendleri takip etmiyorlarsa, çağa ayak uyduramıyorlarsa ve rakipleriyle yarışamıyorlarsa bir süre sonra değer kaybederek sıfırlanmaya mahkumdurlar. Yalnızca bu sebepten dahi paranızın hepsini tek bir ürüne yatırmamanız gerekmektedir.
Bu noktada Peter Lynch’e kulak verebiliriz. Lynch, oluşturduğu portföylerde çeşitlendirmeye dikkat ettiğini ve elindeki ürünlerden bir tanesinin bile 5-10x yapmasının tüm kasasının başarısını muazzam derecede etkilediğini, diğer ürünlerdeki düşüşlerin yarasını rahatlıkla sarabildiğini vurgulamaktadır. Aynı mantık sizin için de geçerli, paranızı tek bir ürüne yatırmak yerine farklı ürünlere dağıtmalısınız.
Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videodan yararlanabilirsiniz:
“Kazanabileceğim parayı niye markete bırakayım?”
Kişilerin parasının tamamını tek bir ürüne yatırmasının veya lik olmasının en büyük sebeplerinden birinin de FOMO olduğunu düşünüyorum. Kişiler yalnızca para kaybetmekten korkmazlar, kazanabilecekleri parayı kaçırmaktan da korkarlar.
1.000 dolarlık bir bakiyem varsa ve normal şartlarda 5 ürüne dağıtmayı düşünüyorsam (Parite başına 200$); 10x yapabileceğini duyduğum bir pariteye tüm paramı yatırmamam 8.000 dolarlık potansiyel kazancı kaçırmam anlamına gelir. Bu yüzden de böyle anlarda birçok kişinin aklından “Ya bir daha aynı fırsat gelmezse? Böyle bir fırsat yakalamışken hızlıca dahil olayım” düşüncesi geçer ve kişiler bir anda parasının tamamını tek bir pariteye yatırır.
Öncelikle bu konudaki bakış açımızı ve düşünce biçimimizi değiştirmemiz gerekiyor. Bir olaya karşı verdiğimiz tepkiler, olayın kendisinden değil, ona bakış açımızdan ve onu nasıl yorumladığımızdan kaynaklanmaktadır. Eğer kaçırılan fırsatları cüzdanıma, başarıma veya geleceğime dair büyük bir tehdit olarak görüyorsam daha dürtüsel ve panik odaklı tepkiler vereceğim.
Öte yandan eğer kaçırılan fırsatları “başka fırsatlar da gelecektir, kendimi nasıl daha erken yakalayabileceğim konusunda eğitmeliyim” şeklinde yorumluyorsam bu noktada da gelişim odaklı tepkiler vereceğim. Düşünce biçimini değiştirmeyi beyni yeniden programlamak gibi düşünebilirsiniz, bir nevi “X olursa Y tepkisini vereceğim” formülünü “X olursa A tepkisini vereceğim” şeklinde yeniden yapılandırıyoruz.
Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videodan yararlanabilirsiniz:
Farkındalıklara rağmen para kaybedilmeye devam ediliyor.
Bu konunun oldukça önemli olduğunu düşünüyorum çünkü milyonlarca kişi kasasının tamamını spottan veya kaldıraçlı işlemlerden lik olarak kaybetmekte. Herkes ne yapması gerektiğinin farkında olduğu halde yine de doğru olan davranışları sergilememekte. “Bir musibet bin nasihatten iyidir” derler, belki de marketin bir kere de olsa tokadını yemek gerekmektedir. Duygusal deneyimler, değişimin en büyük katalizörüdür. Fakat ben yine de insanların farkındalığının artırılması durumunda lik olmadan yatırım veya trader kariyerini sürdürebileceğine inanıyorum.
Örneğin ben bu zamana kadar hiç lik olmadım, insanlara bunu söylediğimde genellikle ya çok şaşırıyorlar ya da inanmıyorlar. Bu bakış açısı da bana ilginç geliyor çünkü kasamın tamamını kaybetmek oyundan tamamen çıkacağım anlamına geliyor. Lik olan kişilere baktığımızda çaresizlik, pişmanlık, korku, kaygı, öfke, intikam gibi birçok duygu ön plana çıkıyor.
Kişiler yalnızca paralarını ve zamanlarını kaybetmiyor; özgüvenlerini, psikolojik sağlıklarını, diğerleriyle olan ilişkilerini de kaybediyor. Bu durumları yaşamak istemediğim için de -başkalarının yaptıkları hatalardan dersler çıkararak- henüz kariyerimin başındayken kendime belirlediğim kurallara ve ilkelere uymaya özen gösteriyorum.
Hızlı mı hareket ediyoruz?
Gelişim sergiledikçe daha öz güvenli, daha kontrol sahibi ve daha yeterli hissetmeye başlarız. Normal şartlarda kendimizi kanıtlamaya ve iyi işlemler almaya başladıkça aşamalı olarak riskimizi ve bakiyemizi artırırız. Fakat birçok trader hızlıca zengin olmak için çok büyük riskler alarak gelişimlerini sabote etmektedir.
Performansa dayalı diğer alanları düşünün. Başarılı kişilerin hepsi pratiğe, asıl performanslarından daha çok zaman ayırıyorlar. Olimpiyat sporcularını düşünecek olursanız bir yarışta performans sergilemek için yıllarca sıkı sıkıya çalışıyorlar. Traderlar için de durum aynı olmalı. Birçok kişi öğrenme süreçlerine çok fazla zaman ayırırken işlem almanın kendisine çok fazla zaman ayıramadan ya bakiyesini bitiriyor ya da pes ediyor. Birçoğu henüz yeterli zamanı ayırmadan ve strateji oluşturmaktan risk yönetimine kadar birçok şeyi zihninde netleştirmeden işlem alıyor ve kısa sürede dağılıyor. Peki lik olduysanız ne yapabilirsiniz?
Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videodan yararlanabilirsiniz:
Lik olduysanız ne yapmalısınız?
Öncelikle traderlıkta veya gerçek hayatta herhangi bir kötü alışkanlığı bırakabilmenin ilk basamağı onu tanımaktan ve kabullenmekten geçmektedir. Dolayısıyla öz farkındalığın artırılması ve ilgili alışkanlığın yarattığı sorunların tanımlanması gerekmektedir.
Sonrasında alışkanlığa yol açan tetikleyicilerin fark edilmesi ve tanımlanması gerekir. Lik olmanıza yol açan bazı tetikleyiciler hızlı bir şekilde zengin olma isteği, paraya ihtiyacınızın olması, borçlarınızı kapatmak istemeniz, haberlerin sizi FOMO’yla alım yapmaya itmesi olabilir. Bu tetikleyiciler ortaya çıktığında dikkatinizi ve enerjinizi farklı şeylere yönlendirmeyi öğrenmek zorundasınız.
Sonuç odaklı değil süreç odaklı olmak
İkinci olarak yeni bir sermaye yaratana kadar finansal okuryazarlığınızı geliştirerek bundan sonra hangi konularda dikkatli olmanız ve hangi stratejileri izlemeniz gerektiğini belirleyebilirsiniz. Brett Steenbarger firmalardaki veya bireysel anlamdaki hiçbir danışanının 1 yıldan az bir sürede, istikrarlı bir şekilde yüksek kazanç düzeyine ulaşamadığını vurguluyor. Dolayısıyla sonuçlardansa gelişiminizi öncelemeli, hayatınızın bir noktasında yüksek kazançlara ulaşabileceğinizi hatırlamalısınız. Sürecinizi iyileştirmediğiniz sürece tek seferliğine yüksek tutarda para kazansanız bile o parayı yine kaybedeceğinizi unutmamalısınız. Burada amaçladığımız şey tek seferlik para kazanmak değil, istikrarlı bir şekilde yüksek kazançlara ulaşmak olmalı.
Daha detaylı öneriler için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:
Üçüncü olarak marketi suçlamayı bırakmalısınız. Lik olduysanız bunun tek sorumlusu sizsiniz. Sorumlulukları dışsallaştırmak sorunun kendisini çözmüyor. Eğer başkaları lik olmuyorken siz lik oluyorsanız bu noktada izlediğiniz stratejilerde veya risk yönetiminde sorun vardır. Bunları tekrardan kurgulamalı, daha dikkatli bir yatırımcı/trader olma konusunda özen göstermelisiniz. Aksi takdirde marketin tokadını tekrardan yemeniz ve kasanızı sıfırlamanız çok olası.
Son olarak aldığınız her işlemin aslında öncekilerden ve sonrakilerden bağımsız bir işlem olduğunu unutmamalısınız. David Paul “Aldığım bu işlem, şu an’la bundan sonraki alacağım 10.000 işlem arasındaki ilk işlem” der. Yani rasyonel açıdan bakıldığında bir önceki işleminiz, sonraki işlemlerinizi etkilememektedir. İşlemlerin psikolojik ve duygusal yükü sonraki işlemlere taşındığı için sorunlar yaşanmaktadır. Lik olmuş olabilirsiniz fakat bunun market nezdinde hiçbir karşılığı olmadığını; marketin sizi ya da bir başkasını tekil olarak umursamadığını, milyonlarca kişinin bireysel kararlarının kolektif yansıması olduğunu unutmayın.
Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:
İleri Okumalar, Yararlanılan Kaynaklar ve Öneriler
- Burton G. Malkiel, A Random Walk Down Wall Street
- Dr. Brett N. Steenbarger, The Daily Trading Coach
- Morgan Housel, Paranın Psikolojisi
- Peter Lynch, Borsada Tek Başına





